AKLIN SUÇ OYUNU
Gökhan İLHAN

Gökhan İLHAN

Topluma Bakış

AKLIN SUÇ OYUNU

11 Şubat 2020 - 14:48

Manipülasyon kavramına daha sık sermaye piyasalarından duyarız. Sermaye piyasaların da  arz ve talebi etkilemek fiyatlarda oynamak, aynı seviyede tutmak, artırmak veya azaltmak için yanlış bilgi vermek, yorum yapmak anlamına gelen  bir suçtur manipülasyon. Kanıtlanması bir o kadar kolay, bazan da  bir o kadar   zordur. Manipülasyon, başkalarını kontrol altına almaktır. Hegemonya oluşturmak amacıyla yapılan, zekice fakat suç unsurlu  bir akıl oyunudur. Bilerek ve isteyerek bazan da istemeyerek hedefine ulaşmak  adına  yapılır.  Manipülatörler, toplumsal, kişisel, olaylarda, guruplar içinde algı oluştururlar. Olaylardan iyi anlayan geleceği gören akıllı, fakat yaptığı iş suç olan rollerinin  tümünü oynarlar. Buna da ‘’Alın Suç Oyunu’’ derler.

Manipülatör hep ben merkezcidir.

Manipülasyona başvuran kişiler, genelde yaptıkları işte oldukça iyidir. Amaçlarına ulaşmak için manipüle ettikleri kişiyi suçluluk, korku gibi farklı duygular içinde ve kimi zaman yük altında bırakarak, seçim şansı bırakmazlar. Manipülatörün amacı; İnsanları kontrol etmek olduğundan, suçlamak yöntemi en sık kullanılan yöntemlerdendir. Manipülatör  kişilik yapısı ben merkezcidir. Karışık ve bilinmeyen  süreci değişik manevralarıyla akıllıca uygular, kurgular. Manipülatör çözüm istiyor gibi görünmesine rağmen, asıl amacı çözümsüzlüktür. Gerçekleri çarpıtma yoluna da başvuran manipülatör; ne olduğunu anlamaya çalışan kişileri kurumları, kendisine  itaat etmek zorunda bıraktırır. Kendini zayıf ve güçsüz hissedeni, bir sonraki adımda  daha savunmasız ve daha çaresiz  bıraktırır. Tüm çabası kendi hedefi olan, kazanmak, ego tatminine ve bencil yapısına güç katmaktır. Çarşıda, sokakta, okulda, iş yerinde, evde, hastanende, adliye koridorlarından tutun değişik yer ve mekânlarda nerde olursa olunuz bu tür maniple durumlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Soğukkanlı ve profesyonel iknacıdırlar.

Diyalog kurucu yapıcı  görünen, yardım ve çözüm amaçlı görünse de Manipülatörler madalyonun diğer yüzüdür. Durumun akışını manipülatör belirler. Kişinin manipülasyona uğraması için herhangi bir kabahat işlemesi ya da tartışılacak ciddi bir konu olması gerekmez. Konunun  gidişatı, bitişi, manipülatöre bağlıdır. Haksız da olsa tavırları nedeniyle haklı konuma geçer. Dışarıdan baktığımız da   eşit koşullarda  sorun çözmeye çalışan iki kişiyi görürüz.  Gerçekte bu böyle değildir.  Manipülatörler baskın ve sürecin sonunda haklı çıkan taraf olmak  için hep  mücadele verirler. Hepimiz  maniple edilmeye, birer adayız. Manipülasyon kısa haliyle duygularımızı zaaflarınızı ve inandığınız değerleri hedef alarak bakış açınızı değiştirmeye ve gerçeği şekillendirmeye yönelik sergilenen eylemlerdir. Karşısındakine istediğini yaptırabilme sanatıdır. İkna, hile, yalan, göz boyama, hedef şaşırtma, yüceltme, çamur atma, duygu sömürüsü, inandırma, kamuoyu oluşturma, kendi haline bırakma gibi de teknikleri vardır.

Biz insanoğlu,  karmaşıklık    ve dalgınlık hâlinde,  manipüle edilmeye hazır birer adayız.

Yöneticinizle, eşinizle, arkadaşınızla,  yaptığınız tartışmalarda (doğru ve emin olduğunuz şeylerde bile) sürekli haksız çıkıyor ve kendinizi sinmiş hissediyorsanız duygusal manipülasyona maruz kalıyorsunuz demektir. Manipüle edilen taraf bastırılır, kendini yetersiz ve çözümsüz bir sürecin içinde hisseder. Bir süre sonra yıpranan taraf sorun çıkmasın diye daha az konuşmaya, daha az paylaşmaya, onaylamaya başlar ve kendini aslından başka birine dönüşmüş olarak bulur. Manipülatörün duygusal kontrol ve baskısına maruz kalan kişi ise  sorun çıkmaması adına manipülatörün belirlediği süreci yaşamaya başlar. Biz insanoğlu,  karmaşıklık    ve dalgınlık hâlinde,  hem manipüle etmeye,  hem de edilmeye hazır birer adayız.

Manipülatörlerin vicdanları  tamamen devre dışıdır.

Kişinin iyi niyetinin kötüye kullanılması olan bu durum, ancak  empati ve saygı ile kontrol altına alınabilir. İnsanları strese sokmak, üzmek, zan altında bırakmak, öfkelendirmek, onlara iftira atmak, kişilerin onur ve haysiyetleriyle oynamak en sık rastlanan manipülasyon örnekleridir. İnsanları bu şekilde manipüle edenler, gerçekte içlerindeki ego ve dürtüler tarafından manipüle edilen, dolayısıyla bu anlarda vicdanları devre dışı kalan kişilerdir. İnsandaki ‘kendilik ve ben hissi” ego veya vicdan gibi iki kontrol noktasından açığa çıktığına göre, burada bu manipülasyonları egonun gerçekleştirdiği çok açıktır. Çünkü vicdanın kontrolündeki insanda müspet unsurlar hâkim olduğundan, ondan sadece hayır, iyilik ve güzellik cereyan  eder.

Manipülatör egosu yüksek, bir  suç makinasıdırlar.

Manipülatörün temel amacı; insanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkilemek ve seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirmektir .”Yalancının  mumu  yatsıya kadar yanar”  atasözümüzle ”Manipülatörün Çırası” arasında eş değer bir bağ kurulabilir. Manipülatörün çırası da yatsıya kadardır. Suç olduğunu bile,  bile akıl oyunlarıyla oynanan bu tür davranışlar belli bir zaman sonra ortaya çıkıyor. O zaman manipülatör olan kişi kayıplara karışıyor. Manipülatör olmak için  bir,  iki üniversite bitirmek te şart değildir. Okumuş kariyer sahibi birisi de manipülatör olabiliyor, hiç okumamış biri de olabiliyor. Kimin egosu daha fazla ise, kimin suç işleme isteği daha yoğun ise  başarılı o oluyor. Egosu yüksek suç makinasıdır.   Yazımın başında dediğim gibi  suç işlediğini bile,  bile manipülatör olunur.

Manipülatörün birçok maskesi vardır.

Manipülatör,  gizlediği birçok maskesi  vardır.  Bu kullandığı maskeleri ustaca seçerek kullanır. Devamlı kurgular ve beyin jimnastiği yapar. Manipülatör umutsuzca bir alternatif arar. Başkasının üzerinde tam bir hâkimiyet kurmak ister. Gücünü, kişinin kendisi gibi düşünmesini, kendisi gibi hissetmesini, kendi istediğini istemesini sağlayarak oluşturmaya çalışır, onu bir nesneye, kendi nesnesine dönüştürmek ister. Aktif manipülatör kurbanlarının güçsüzlüklerinden yararlanır, onları kontrol ederek tatmin yaşar.

Manipülatörler de  olmayan,  empati  ve  sevgisizliktir.

Erich Form modern insanda ortaya çıkan manipülasyonun ikinci nedeninin ”sevgi açlığı” olduğunu söyler. İki insan arasındaki doruk ilişkinin adı sevgidir. Sevgi, insanı olduğu gibi bilmek ve kabul etmektir. Tüm dinler, komşuları da kendimizi sevdiğimiz gibi sevmemizi söyler. Ama kaç kişi kendisini sevmeyi biliyor. Çoğumuz, kendimizi sevmeden komşumuzu sevemeyeceğimizin bile farkında değiliz. Yani anlayacağımız manipülatör de olan en büyük eksik özünde sevgidir.  Göremediği yine sevgidir. Sevmez ki sevilsin. Manipülatör karşısındakinin yerine kendini asla koymaz. Hedefine ulaşmak için, vicdan ve merhamet duygularından çok uzaktır. İyi niyetin olmadığı yerde, husumet vardır, iyi niyetin olmadığı yerde manipülasyon davranışları vardır. Manipülasyonu tamamen ortadan kaldırmanın en etkili yolu güçlü olmak ve hayatınızı kontrol altına almak olduğunu asla unutmayınız. Bu metotlardan bazıları şunlardır;

*Söylediklerinizden emin olun ve sözlerinizin arkasında, durunuz.
*Size baskı uygulayan, hissettiren insanlardan uzun durunuz.
*Uzun süren ve çok sıkıcı konuşmaları görmezden gelin oradan hemen uzaklaşınız.

 *Size saygı göstermeyen ve sizi devamlı suçlayan insanlarla ilişkilerden, ortamdan,kaçının.
*Yasal haklarınızı bilin ve insanlar sizi kandırmaya çalıştığında onları aydınlatın.
*Çevrenizdeki dünyadan haberdar olun ve karar verirken daima ikinci bir görüş isteyin.
*İnsanlara “hayır” demeyi öğrenin.

*Günlük not alma tekniğinizi geliştiriniz.

Kierkegaard’ın dediği gibi “Gerçekte olduğunuz kişi olmayı beceriniz. ”Gerçekten de olduğumuz  gibi olmayı  bir kez de olsa denesek’’

Son iki haftadır güzel ülkemizde yaşadığımız Elazığ-Malatya depremi, Van ilimizde ki çığ felaketi, İstanbul Uçak kazası olaylarında hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerim. Bir birimize daha çok sarılmak, daha çok kenetlenmek ve daha çok sevgi zamanı.

Sağlıcakla kalınız.

Gökhan İlhan 10 Şubat 2020

Sosyolog/Yazar

YORUMLAR

  • 0 Yorum