Doğan Cüceloglu'nun Ardından
Doç. Dr. Devrim ALKAYA

Doç. Dr. Devrim ALKAYA

Bilimin Yolunda

Doğan Cüceloglu'nun Ardından

18 Şubat 2021 - 16:14

Doğan CÜCEOĞLU' nun köylü ve yörükler için yazdığı bir yazısı var. Nenelerini görmüş, Anadolu'yu köy köy gezmiş, anlattıklarını yaşamış biri  olarak Doğan Cüceloglu  hocaya katılmamak elde değil. 

Okul görmeyen neneler her türlü yemeği bilir, Türkçeyi yabanci dil ile kirletilmemiş bir biçimde arı Türkçe  konuşur, kadim Türk kültürüne sahiptirler. Eski Türkçe kelimelerin tamamını nenemden öğrendiğimi söylemeliyim. 
Okul kelime sayımızı arttırdı belki ama arı Türkçemizi  kaybettirdi. 
Tüm neneler, dedeler ve Doğan Cüceloğlu hocamız nur içinde yatsın.


Gelelim hocanın yazısına; 

"Ben Amerika'da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum. Amerika'da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım. Beş dolar için gırtlağını kesebilir. Eğitim orada gerçekten bir fark yaratıyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe, uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan olma yolunda ilerliyor. İstisnalar kesinlikle olabilir ama genellikle böyle.


Türkiye'ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum. Şehirleşme ve eğitim. Türkiye'de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insandan korkuyorum. Kesinlikle insafsız, kendinden ve kendi yakınlarının çıkarından başka bir şey düşünmüyor. Bu son derece kuvvetli bir duygu bende. İliğini sömürür bitirir, hiç acıma duygusu yoktur. Ama şehirleşmemiş, okumamış, saf köylü olarak kalmışsa, onda değerler bilinci çok yüksektir. Sanki eğitilmiş Amerikalı.... Burada çok önemli bir gözlem var. Bunun üzerine düşünmek lâzım.


Benim analığım yörüktü. Annem öldükten sonra babam yeniden evlendi. Biz ona anne demedik, Ayşe teyze dedik. Ben daha on yaşındayım, sapanla vicik dediğimiz küçücük bir kuşu vurmaya çalışıyorum. 'Vurma oğlum' dedi. Ben, sen ne bilirsin Yörük karısı tavrı içinde,  'Ne var parmak gibi küp küçücük kuş' dedim. Analığımın cevabı:'Yavrum! Canın küçüğü büyüğü olur mu? Allah her birine bir can vermiş. Vurma yavrum günah.' dedi. Şu derinliğe bakın. Okuma yazması yok bu kadının. 


Yıllar sonra bunun anlamını anladım. Anladığım zaman ağlamaya başladım. Konferanstayım, böyle gözyaşı dökerek ağlıyorum. Yanımdaki Amerikalı kadın, ne oluyor bu adama diye meraklanmaya başladı. Ne oluyor dedi. O kadar mutluydum ki, 'çok mutluyum' dedim ağlayarak. Kendi kendime 'Ya Rabbi! Çok şükür. Sağken bunun farkına vardım.


Biz bütün insanlar kardeştir deyince sanki çok şey söylüyoruz. Kadın bunları aşmış. Canlardan oluşan bir aile, büyük küçük yok. Hepsi birbirine eşit. Onur eşitliği var. Canın büyüğü küçüğü olur mu? Allah hepsine can vermiş. Şu bilinci görüyor musunuz? Nereden geliyor bu? Bu, tasavvuf kültüründen geliyor. Bu yayılmış. Eğer şehirleşme ve eğitim ele geçirmemişse, hâlâ bu mayamızda var. 


Ben zamanım olsa, hiç şehir yüzü görmemiş hiç okumamış köylülerin, özellikle yaşlı kadınların arasında zaman geçirip, onlardan bilgelikler öğrenmek isterim.
Bu topraklarda neler birikmiş. Ne insanlık deneyimleri var. Bir de doğadan kopmamış. Sürekli doğayla haşır-neşir içerisinde o bilgelikler bilenmiş. Kitap bilgisi değil. Farkına varmış ve bir yere oturtmuş.”


Bu eşsiz yazı çoğumuzun duygularını yansıtıyor. Belki de hoca bu yüzden cok sevildi. Bizden biri olduğu için.  Bizden biri olarak kaldığı için. Aynı Bizim Yunus gibi.
Mekanı cennet olsun  .

Doç. Dr. Devrim Alkaya 
Inş.Yük.Müh.

YORUMLAR

  • 1 Yorum